Hepimizin ziyaret etmekten hoşlandığı en az bir tane web sitesi vardır. Her gün tıkladığımız o “giriş yap” butonu nasıl orda duruyor, görseller nasıl o düzende bize sunuluyor ya da satırlarca okuduğumuz makalelerin yazı tipleri nelerdir bunlara çoğumuz dikkat etmeyiz.

Bir frontend developer (arayüz geliştirici) tüm bunlardan sorumlu kişidir. HTML, CSS ve JavaScript dilleriyle, tasarımcının oluşturduğu şablona bağlı kalarak onu koda döken ya da bir başka deyişle hayat veren kişidir.
Bir internet tarayıcısı yardımıyla açtığımız web sayfasındaki gördüğümüz her şey frontend development yani arayüz geliştirme işinin yükümlülüğü altındadır.

Şimdi izninizle yukarıda sözünü ettiğim teknolojilere kısa bir bakış atalım.

HTML
Bir insan vücudunu örnek olarak ele alalım. HTML’i iskeletimizmiş gibi düşünebiliriz. Kemiklerimiz olmasaydı ayakta duramazdık. Tıpkı bizim ayakta durabilmemiz için iskeletimizi kullandığımız gibi internet tarayıcıları tükettiğimiz içeriği bize düzenli bir şekilde gösterebilmek için HTML’i kullanırlar.

Peki tam olarak nedir bu HTML? HTML bir markup language yani işaretleme dilidir. Programlama dili kesinlikle değildir. Tag dediğimiz küçüktür ve büyüktür işaretleri arasına gelen adeta sihirli sözcüklerle bir web sayfasının içeriğinin sunumunda vazgeçilmez bir konuma sahiptir. Web’in doğuşuyla birlikte hayatımıza girmiştir ve yeri doldurulamaz bir şekilde önemini korumaktadır. O her gün girmekten keyif aldığımız web sitesinden tutun bütün hepsi HTML’i kullanır. Peki tüm bu sorumluluğu tek başına mı üstleniyor? Hayır, yetersiz kaldığında yardımına koşan iki iyi arkadaşı daha var.

CSS
HTML bir web sayfası oluşturabilmek için vazgeçilmezdir dedik fakat tamamiyle yeterli değildir. Sadece HTML ile oluşturulmuş bir web sayfası, kullanıcısına görsel olarak iyi bir deneyim yaşatamazdı.
İnsan vücudundan örnek veriyorduk. Derimiz, yağlarımız vs olmasaydı iskelet görüntümüzden öteye gidemezdik değil mi? İşte CSS’de bir web sayfası için bu görevi üstleniyor diyebiliriz. Renkler, yazı tipleri, içeriğin konumlandırılması, butonların yeri gibi hemen hemen bütün görünümden CSS sorumludur. HTML ile CSS ile modern görünüşlü ama statik web sayfaları yapabiliriz. Fakat ikisi yine bazı konularda yetersiz kaldığı için devreye şu sıralar çok popüler bir scripting dili devreye girer.

JavaScript
Öncelikle belirtelim Java ile JavaScript arasında syntax benzerliği dışında hiç bir bağlantı yoktur. HTML ve CSS ile oluşturduğumuz o güzel görünüşlü ama statik web sayfalarına dinamizm katmak amacıyla piyasaya sunulmuş ve 2010 yılından sonra önemi gittikçe artmış dünyanın en popüler dillerinden biridir. Özellikle Google’ın ve Facebook’un modern problemlere çözüm getirdiği popüler frameworkleri JavaScript ile yazılmıştır.

Peki dinamiklik derken? Mesela Facebook’tan çok sevdiğimiz bir arkadaşımız bir gönderinizin altına yorum yazarken görebiliyoruz ya da bize mesaj yazarken. O çok bastığımız Beğen butonunun üzerine imleci getirdiğimizde küçük bir pencere açılıyor ve tepkimize uygun bir ifade seçmemize olanak sağlıyor. Aklınıza gelebilecek herhangi bir hareketlilik sayfayı yenilememize gerek kalmadan sayfa üzerinden kullanıcıya sunulabiliyor. İnsan vücudu teorim üzerinden gidecek olursak JavaScript’i kaslarımıza benzetebiliriz.